hoşca kal yüreğim



Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kaldı..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan yüreğini hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum.yüreğimdeki sıcaklığına inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..(tıpkı senin gibi)

Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi eğer, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok kalmıyor ellerimde, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.

Kendime bir demet papatya almıştım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere vermiştim yaa, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, ama hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum...

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmışmeğer, bunu senin umarsızlığınla yüreğimi acıttığında anladım. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda olamadınki...?

Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdaya.kim bilir belki de hiç gelmemiştin bana, ben geldiğini sandım oysa.geldiysende  Ayak uyduramadım yoğunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendimi bulan. Ama en çok da umursamadığın oldum,,yüreksevdana, gecikmişliğim oldum...Her gelişimde (umarsızlığınla)bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atamadığın korkuların oldum.Sevda pazarında harcadığın mevsimler ,Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı kaldım. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyormuş, ben üstüme alındım,yüreğine geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik sevda kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen sevda...Yüreğime henüz söylemedim umarsızlığınla senden vazgeçtiğimi. Öğrenirse yine acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala yüreğimde biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.

Sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan umarsızlık aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışır..? Unutan sen olacaksan da, sana bile yakıştırmıyorum..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duracak. Görüyorsun işte, yüreğime ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım sevda ya.Sen üstüne alınma...Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma.Yine bir sonbaharda umarsızlığında yüreğime yağmur yağdı,üşüdüm,sevdanın canı acıdı,ve umarsızlığınla seni başbaşa bıraktı!!!
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !